Sık KuLLanıLanLara EkLe   AçıLış SayFaN Yap
- -
- -
 
 
..wWw.iLahiciLer.CoM.. Türkiye'nin 1 numaraLı onLine iLahi dinLeme portaLına hoşgeLdiniZ..

Katip ÇELEBİ'nin EserLeri

 İLMİ KİŞİLİĞİ

 Hayatında da görüldüğü gibi, Katip Çelebi, düzenli bir medrese öğreni­mi görmediği halde, gayretleri sonucunda zamanının hemen hemen bütün ilimlerini öğrenmişti.

 Kâtip Çelebi, gayretli, iyi huylu, az konuşur ve ağırbaşlı birisiydi. Zama­nında olsun, sonradan olsun herkesin takdir ve hürmetini kazanmıştı. Hoş­görülü ve tarafsız bir tabiata sahipti. Vakur oluşu, hicivden hoşlanmayışı, batıl düşüncelere karşı çıkışı, en belirgin özelliklerindendi. Tütün içmez, keyf verici maddelerden uzak kalırdı. Hanefi mezhebine mensuptu. Bibli­yografya tarihi, coğrafyayla ilgili eserler okumaktan zevk alırdı.

 Kâtip Çelebi, kâinattaki hakikatleri anlama konusunda astronomi ve anatominin gerekliliğini savunmaktadır. Dünyanın yuvarlaklığını savunur­ken de, astronominin değerini anlatmaktadır.

 Kâtip Çelebi, ilmi, cemiyetin ayakta durması ve devamına bir vasıta ola­rak görmekte, insanda kalp neyse, cemiyette de alimler odur demekte, ilimle ilgili hiçbir şeyi küçümsememektedir.

 Osmanlı İmparatorluğu'nda Batı ilmine ilk pencereyi açan, çağından çok ileride bir ilim adamı olan Kâtip Çelebi, Arapça ve Farsça'yı çok iyi bilir­di. Şeyh Muhammed İhlasi'nin de yardımıyla Lâtince ve Fransızca kaynak­lardan faydalanabilmişti.

 Eserlerini yazarken kaynaklardan aldıklarını olduğu gibi almamış, gücü ve imkânı nisbetinde tenkit ve tashih (düzelterek) ederek almıştır. Yanlış ve hatalı düşüncelere nerede rastlamışsa onu orada belirtmiş ve düzeltmiştir.

 Eserlerini -özellikle bibliyografya ve bibliyografyayla ilgili eserlerini-kaleme alırken

notlarını fişlere alma gibi bir ilmi metod takip etmekteydi. Süllemü'l Vusul adlı eserini bu metodla kaleme almıştı.

 Kaynaklan kullanırken, bir metinden iktibaslarda bulunurken, hikâyele­ri ve şahsi düşünceleri bir tarafa bırakarak asıl olaylara dikkat ederdi. Ken­dinden öncekilerin edebiyat ve üslûbu ön plana alan tarih anlayışından ay­rılmıştır. Bundan dolayı üslûbu oldukça kuru ve hatta bazen sıkıcı olabilmektedir.

 Kâtip Çelebi'nin eserlerinin çoğu toplama olmakla birlikte, onda önem­li ve değerli olan gerçeği arayıp bulma konusunda titizlik göstermesi, fikir­lerini cesaretle müdafaa etmesi, ihtilaflı meseleleri tarafsız bir hakim eda­sıyla çözümlemeye çalışmasıdır.

 Bu özelliklerinden dolayıdır ki, Kâtip Çelebi, Osmanlılar'da olduğu ka­dar Avrupa'da da takdirle karşılanmış, eserlerinden hayranlıkla bahsedil­miş, Avrupalı ilim adamı Babinger ona, "Osmanlıların Suyuti"si unvanını vermiştir.

 Cihannüma: (Dünyayı gösteren) Osmanlı ülkelerinin ilk sistematik coğrafya kitabı olma özelliği taşıyan Cihannüma, değişik ilim sahalarına il­gi duymuş olan Kâtip Çelebi'nin en önemli eserleri arasında yer alır. 1055 (1645) Girit seferi dolayısıyla haritalara ve coğrafya kitaplarına merak sa­lan Kâtip Çelebi, eserinin giriş kısmında, coğrafyanın insana, oturduğu yer­den dünyayı görme imkânı verdiğini, bu eserlerin okunmasıyla ömürleri boyunca seyahat edenlerden daha çok bilgi sahibi olunacağını söyleyerek, coğrafyanın faydalarını belirtir. Daha sonra Cihannüma'yı telif sebebini Arapça, Farsça ve Türkçe yazılmış coğrafya kitaplarının yetersiz olması, buna karşılık Batı'da bu İlme büyük önem verilmesi şeklinde açıklar. Bu gaye ile coğrafya alanında çeşitli kitaplardan faydalanarak İslâm coğrafya­cılarının eksiklerini telâfi etmeyi ve coğrafya ilminin kendi zamanındaki durumunu ortaya koymayı düşünür. Kâtip Çelebi ayrıca, Cihannüma'nın iki bölümden meydana gelen bir eser olduğunu, birinci bölümün sadece deniz­ler, nehirler ve adalardan, ikinci bölümünün karalardan, alfabe sırasıyla şe­hirlerden, Hicri VII. (XIII.) yüzyıldan sonra keşfedilen ülkelerden bahsetti­ğini de ifade eder. Bugüne ulaşan çeşitli nüshalarından anlaşıldığına göre, Cihannüma, kaynak niteliğindeki malzemesi ve planları itibariyle değişik tarihlerde iki defa kaleme alınmış, ancak her ikisi de tamamlanmadan bıra­kılmıştır. Büyük ölçüde bir kozmografya kitabı şeklinde Ortaçağ'ın klâsik Arap eserleri model alınarak planlanan ve 1648'de hazırlanmaya balanan ilk telif, bir kısım Avrupa ülkeleri hakkında kaynak bulunamadığı gerekçe­siyle bitirilememiştir. Eserin bu ilk telifinde eski filozofların "anasır-ı er-baa" (hava, ateş, su ve toprak) tertibi esas alınmış ve bu bölümlerde bütün coğrafya bilgilerinin ortaya konulması planlanmıştır. Ancak müellif sadece sulardan bahseden üçüncü bölümü tam olarak yazabilmiş, burada Ortaçağ coğrafyacılarınca da bilinen deniz, nehir ve gölleri anlatmıştır. Dördüncü bölüm, yeryüzüne ayrılmıştır. Ülkelerin ve şehirlerin ele alınacağı belirtilen bu bölümde, sadece girişle dünyanın ölçüsü, Batlamyus'un "yedi iklim" ile Ortaçağ coğrafyacılarının "yirmi altı iklim"i (ekalim-i örfiyye) ve "memle­ket" tasvirlerinin bir kısmı yer almaktadır. Bunların arasında Müslüman İs­panya (Endülüs), Kuzey Afrika (Mağribi) ve Osmanlı ülkesini (İklim-i Rum) bulunmaktadır. İklim-i Rum bahsinde önce İstanbul, Edirne ve Bursa gibi üç Osmanlı başşehrinin tavsiri yapılmış, ardından Osmanlı devleti­nin Avrupa'daki toprakları olan Rumeli, Bosna ve Macaristan konu edil­miştir.

 Müellifin hemen hemen kendinden önceki coğrafyacıları takip ederek toplamış olduğu malzemeyi içine alan bu bölüm, eserin en önemli kısmıdır ve yaklaşık beşte dörtlük bir bölümünü meydana getirmektedir. Bu, ilk de­fa telife ait yazmaların hepsinde son bahsedilen şehir Macaristan'daki Hatvan'dır. Yazmaların bir kısmında, Atlas Minör müellifi G.Mercator'un (Ö. 1598) projeksiyonunda yapılmış bir dünya haritasından başka denizleri, nehirlerin yataklarını ve sancakları gösteren 100 kadar küçük ayrıntı harita da bulunmaktadır. Bunlar, daha öncekiler gibi yuvarlak çizilmiş olup, ol­dukça itinalı yapılanları vardır. Müellif özellikle burada faydalandığı Batı kaynaklarından da bazı bilgiler aktarmaya çalışmıştır. 

İlk telif teşebbüsünü, Endülüs, Mağrib ve Rum'dan sonraki dördüncü ik­limde konu edeceği Atlas Okyanusu adalarından İngiltere, "Hibrenya" ve İzlanda'yı kaynak ve bilgi yetersizliğinden dolayı tamamlayamayan ve bu arada gördüğü A.Ortlius'un coğrafya kitabının tercümesini bekleyerek ça­lışmalarına ara veren Kâtip Çelebi, daha sonra Karaçelebizade Mahmud Efendi'nin terekesinden Ortelius'un eseri yerine G.Mercator Hondius'un Atlas Minor'unu (Arnheim 1611) elde edip, bunu yeni tanıştığı Fransız mühtedisi Şeyh Mehmed İhlasi'ye tercüme ettirmeye başladı (1654). Bu eserin tercümesi Alman memleketlerinden Bavyera'nın tasvibine gelince. Kâtip Çelebi, çevirinin üçte ikilik kısmından bir an önce faydalanmak için 1654 Aralık'ı sonlarında Cihannüma'yı yeni baştan yazmaya girişti. İkinci telifte müellif, Atlas Minor'dan başka Doğu ve Batı kaynaklarından da on­ları değerlendirmek suretiyle büyük ölçüde faydalandı. Burada ismi verilen Batı kaynaklı eserlerin sayısı, onu, Doğu kaynaklı eserlerin sayısı ise 150'yi bulur. Aralarında KitabBahriyye, Tarihi Hind-i Garbi, Acaibü'l-Letayif ve Kitabü'l-Muhit gibi eserlerin de bulunduğu Doğu menşeli kay­nakların fazlalığı dolayısıyla Cihannüma'nın bu telifi, XVII. yüzyıl ortala­rına kadar İslâm coğrafya eserlerinin bibliyografyasını da vermektedir.

 Cihannüma'nın ikinci telifi ilkinden esaslı şekilde ayrı olduğu gibi, doğ­rudan doğruya başka eserlere de bağlı değildir. Fiziki coğrafyaya ait olduk­ça ayrıntılı bir girişten ve Kristof Kolomb ile Macellan'ın ünlü keşif seya­hatlerinin söz konusu edildiği genel bir bölümden sonra Kâtip Çelebi, Batı kaynaklarını kullanarak eserine Doğu'dan Japonya ve Asya'nın tasviri coğ­rafyası ile başlamaktadır. Batı'ya ve İslâm dünyasına doğru ilerledikçe, ki­tabi kaynaklar dışında kendisi tarafından çeşitli yollarla toplanmış bilgiler ağırlık kazanmakta, Doğu ve Batı kaynakları ikinci plana düşmektedir. Müellifin ele aldığı ülkelerin durumunu, idari bölümlerini, saltanat şekillerini, siyasi yapılarını, halkın ahlâk ve âdetlerini, binalarım, su, hava, nehirler, dağlar ve bitkilerini, yetiştirilen ürünleri ayrıntılı şekilde anlatmıştır. İkinci telifte, Cihannüma'yı diğer Osmanlı coğrafya eserlerinden ayıran başlıca özellik, kıta tasnifine göre coğrafi bilgilerin düzenlendiği fasıllara yer ve­rilmesidir. Burada dünyanın beş kıtası altıya bölünerek (Avrupa, Asya, Af­rika, Amerika, Macellanika/Avustralya, Kutuplar), gerek Batı kaynakları gerekse İslâm coğrafyacılarının tasniflerinden farklı şekilde Japon adaların­dan başlanması, esere sistematik bakımdan ayrı bir nitelik kazandırmış-tır.Ancak, Kâtip Çelebi'nin erken ölümü sebebiyle Cihannüma'nın bu ikinci şekli de tamamlanamamıştır. Müellif, eserin ikinci telifini Osmanlı devleti sahasına kadar getirmiş ve ele aldığı son yer Van, olmuştur.

 Cihannüma, İbrahim Müteferrika'nın bastığı eserlerin on birincisi olarak 10 Muharrem 1145'te (3 Temmuz 1732) Müteferrika Matbaası'nda basıl­mıştır. Tam olmamakla birlikte, çeşitli Batı dillerine çevrilmiş, ayrıca muh­tasarları ve ilaveleri de yapılmıştır.

 Coğrafya alanında Doğu anlayışından Batı anlayışına geçişte önemli bir yere sahip olan Cihannüma'nın gerek aslı ve matbu nüshası, gerekse Batı dillerine çevirileri birçok Batılı seyyaha, özellikle XIX. yüzyılın ilk yarısın­da coğrafi yerlerin tespit ve tanınmasında önemli derecede yardımcı oldu­ğu gibi, Osmanlı devletinde aydın kitlelerin görüş açısını da büyük ölçüde genişletmiş ve bu sahada başka eserlerin yazılmasına yol açmıştır. Bu se­beple eser, Batı ile geniş kültür birliğini hedefleyen çalışmaların bir sembo­lü olmuştur. 2. Keşfü Zünun an Esami'l Kutup ve'l Fünun (Kitap Adlan ile İlimlerin Neye Ait Olduğu Hakkında Şüpheyi Kaldıracak Eser): Büyük bir bibliyografya lügatidir. 20 yılda hazırlanmıştır. 14500 kadar kitap ve risaletin (küçük kitap, broşür) ele alındığı bu eserde, 10.000 kadar yazar ve sa­rih (yorumlayıcı) adı geçer. Eserin önsözünde Arap dilindeki ilim ve felse­fenin kısa, fakat faydalı bir tarihi bulunmaktadır. Bu bakımdan Kâtip Çele­bi, Türkler arasında, ilim tarihine ait ilk özet yapmaya teşebbüs eden yazar­dır. Eser, Flügel tarafından 1835-1858 seneleri arasında Arapça metin ve tercümesiyle birlikte, ilk iki cildi Leipzig'de ve diğerleri Londra'da olmak üzere yedi cild halinde basılmıştır. 1941-1943 yıllarında da Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları arasında çıkmıştır.

3. Fezleket-üt-Tevarih: Bir mukaddime, üç usul ve bir son sözden ibaret olan bu eser, varlıkların başlangıcı, peygamberlerin ve hükümdarların tari­hi diye hülasa edilebilecek bir tarih kitabıdır.

4. Fezleke: Fezleket-üt-Tevarih'in devamı niteliğindedir. 1591'den 1654 tarihine kadar vuku bulan olayları anlatır. 1879'da iki cilt olarak basılmıştır.

5. Tuhfetü'l Kibar fî-Efsari'l Bihar (Deniz Seferleri Hakkında Büyükle-re Hediye): 1645 yılında başlayan Girit Sefer, dolayısıyla, eserin yazıldığı 1956 yılı başlarına kadar geçen olayları anlatır. 1728-1729'da İbrahim Mü teferrika tarafından bazı eklerle basılmıştır. Kısmen İngilizce ve Fransız­ca'ya tercüme edilmiştir.

6. Süllemü'l Vesul ila Tabakati'l Fühül (Büyük Adamların Hal Tercümelerinhe Ulaşmak için Merdiven): Bir biyografi ansiklopedisidir. Alfabetik sıraya göre hazırlanmıştır. Arap ve Yunan bilginlerinin hayatlarını, onlara ait fıkraları ve meşhur ilmi tartışmalannı anlatmaktadır. El yazma bir nüshası Şehit Ali Paşa Kütüphanesi 1877'de kayıtlıdır

7. İhamü'l Mukaddes fi'l Feyzi'l Akdes (Allah'ın verdiği ihsanı tanımak konusunda mukaddes ilham): Takiyyüddin'in Sidretü'l  Münteha'sından alınan bazı astronomik bilgilere yer verdikten sonra 90 derece kuzey enlemindeki memleketlerin durumlarından bahseder ve Şeyhülislâm Bahai Efendi' ye sorduğu üç soru şunlardır: l- Kuzey memleketlerinde namaz ve oruç vakitlerinin belirtilmesi, 2- Güneşin aynı yönden doğma ve batmasının, dünyanın bir noktasında mümkün olup olmadığı, 3- Her ne tarafa dönülürse dönülsün, kıble olabilecek Mekke'den başka bir memleket bulunup bulunmadığı.

 Eserin bir nüshası Nuruosmaniye Kütüphanesi 4075 numaralı mecmua içinde bulunmaktadır.

8.  Takvimü't Tevarih (Tarihlerin Takvimi): Hz. Adem'den 1648 yılına kadar olan olayların, diğer tarih kitaplarının özellikleri Arapça Fezleke'si-nin kronoloji cetveli durumundadır.

9. Levamlü'n Nur fi Zulumat-ı Atlas Minör (Atlas Minör Karanlıkların­da Işık Pırıltıları): Kâtip Çelebi'nin ikinci önemli coğrafya eseridir. Atlas Minor'un tecrübesidir. Kitapta ilk yapraktaki kapak resmindeki sembolik Avrupa, Asya, Afrika ve Amerika örnekleri açıklandıktan sonra, metnin tercümesi başlar. Bu dört kıta hakkında kısa kısa genel bilgi verilir ve yazı­sız haritası eklenir. Eserde kuzey kutup bölgesinden ve İzlanda adasından başlanarak, dağları ve şehirleriyle birlikte bütün Avrupa ülkeleri bir bir an­latılır. Bu arada tarihi bilgiler, ülkelerin idari şekilleri de anlatılır. Eserde Avrupa ülkeleri hakkında teferruatlı bilgi verilmesine rağmen, Asya, Afri­ka ve Amerika hakkında verilen bilgiler detaylı değildir.

10. Mizanü'l Hak fi İhtiyari'l Ehak (En Doğru Olanı Seçmede Gerçek Ölçü): Müsbet ilimler ve felsefenin bir savunması durumundadır. Kâtip Çe­lebi, bu eserinde müsbet ilimlerle dini ilimleri uzlaştırır, bu konudaki gö­rüşlerini anlatır. Taassuptan şikâyet eder. İslâm dünyasında ilim tarihinin kısa bir özetini verir. Abbasiler devrinde müsbet ilimlere rağbet gösterildi­ğini, Osmanlıların sonraki devirlerinde medreselerden müsbet ilimlerin kal­dırıldığını söyler. Müsbet ilimlerin gerekliliğini anlatırken, geometri bilen bir kadıyla (hakim) bilmeyen kadı örneklerini sunar. Bu konuda verdiği ör­neklerden birisi şöyledir: Uzunluğu, genişliği, derinliği 4 metre olan bir ku­yuyu kazmak için 8 liraya pazarlık yapılsa, işçi, uzunluğu, genişliği, derin­liği 2 metre olan bir kuyu kazsa ve 4 lira ücret istese; geometri bilmeyen ka­dı, "4 lira hakkıdır" der. Geometriden anlayan kadı ise "Hayır hakkı l lira­dır" der ve doğrusu da budur. Çünkü ikinci kuyu 1/8'dir.

Kâtip Çelebi, Mizanü'l Hakk'ında 21 kadar münakaşalı meseleyi ele alır. Hızır'ın Hayatı, Firavun'un imanı, Muhyiddin Arabi'nin durumu, mu­siki dervişlerin dönerek zikri, ezandan sonra salâ vermek, bid'atlar, kabir ziyareti gibi meselelerdir.

Kısacası, Kâtip Çelebi, bu eserinde, müsbet ilimlerle dini ilimleri birleş­tirmeye çalışır, serbest bir fikir, rasyonel bir görüşle çözümler getirir.

12. Kanunname, 13. Tarih-i Firengi Tercümesi, 14. Tarih-i Konstanti-niyye ve Kayasire, 15. İrşad-ül-Hayafa ila Tarih-ul-Yunan ver-Rum, 16.

Süllem-ül-Vusul ila Tabakat-il-Fuhul, 17. Tuhfet-ül-Ahfar fil-Hikem ve'l-Emsal ve'1-Eş'ar, 18. Dürer-i Müntesira vel Gurer-i Münteşira, 19. Beyda-vi Tefsiri Şerhi. 20. Hüsn-ül-Hidaye, 21. Resm-ür-Recm bis-Sim ve'l-Cim. 22. Cami-ul-Mütun min Cüll-İl-Fünun.

 

 
SoHbeTe BağLanMak içiN AşaĞıdaki BaNNeRe TıkLayıNıZ...
 

Değerli ziyaretçilerimiz;
Bu hizmeti sizlere sunmamızdaki asıl amacımız,sizlere bu güzel eserleri tanıtıp içlerinden beğendiğiniz sanatçılarımızın eserlerini almanıza vesile olmaktır. Tanıtım amaçlı parçalar yayınlıyoruz.Yine de burada eserleri tanıtılan sanatçıların istekleri halinde söz konusu dosyalar siteden kaldırılacaktır.
Bu sitede hakları olan (başta sanatçılarımız olmak üzere)  ve emeği  geçen herkese Teşekkürlerimizi sunuyoruz. UnutMayınız ki SizLer destek oldukça bu güzel ilahilerin devamı gelecektir.

  islami sohbet ilahi dinle ilahiler ilahi dini sohbet islam

 

© copyright 2008-2009 iLahiciLer.CoM Desing By ZaLiM